TAŞ PLAK ÇAĞI '20-'61 VİNİL PLAK ÇAĞI '62-'80 KASET ÇAĞI '81-'91 CD ÇAĞI '92-'05 İNDİRME ÇAĞI '05-...
  • TAŞ PLAK ÇAĞI 1920 - 1961

    Müzik tarihimizin bu bölümü 1920 – 1961 yılları arasını kapsıyor. 1920’de İstanbul’un Mütareke günleri olarak hatırlanan işgal günleri başlar. Bu tarihte gramofon ülkemize geleli 20 yıl olmuştur ve dünyada yükselmekte olan yeni bir müzik; caz da vakit kaybetmeden mütareke günleri sırasında ülkemize gelmiştir. Rock’n roll da yine gecikmeden dünyada belirdiği 50’lerin ortasında Türk gençleri arasında ilgi görür. Caz müziğin buradaki başlangıcı ve adım adım rock’n roll’a giden yolun hikayesi bu bölümde yer alıyor. 2013’te Esen Kitap’tan çıkan “Türkiye’nin Rock Tarihi – Saykodelik Yıllar” adlı kitap, bu bölümde anlatılacakları tamamlayan bir kaynaktır. 

  • MÜTARAKE VE SAKSAFON

    Ülkemizin caz tarihi 1920'lerin başında, mütareke yılları içinde İstanbul’a bir saksafonun gelmesiyle başlıyor. Caz müziğinin temelleri ise 1861 – 1865 yılları arası ABD’de gerçekleşen Kuzey – Güney iç savaşına kadar dayanıyor. 1897’de Storyville adlı bir kasabanın barlarından yükselen caz, New Orleans'ı merkez alarak dünyaya yayılır ve bizim buralara da zaman kaybetmeden ulaşır. Hikaye özetle şöyledir; 1915’te Çanakkale geçilememiş ama gemiler, mütareke masasında kalemler üzerinden yürütülüp İstanbul boğazına girmişlerdir. İşgal Kuvvetleri donanmaları 13 Kasım 1918’de 55 gemiyle Karaköy rıhtımına demir atar. Zaten renkli bir çeşitliliğe sahip İstanbul’un kalabalığına bu turistik olmayan ziyaret sonucu, 4 ayrı ülkeden 35.000 kişi daha katılmış olur. Mütarekeden bir yıl önce, yani 1917’de Bolşevik devriminden kaçan “Beyaz Rus”larla İstanbul nüfusu oldukça artmıştır. Kaynaklar göçmen Rus’ların sayısının1920’de İstanbul’da 167.000’i bulduğunu, geri dönüşler ve farklı noktalara dağılımlarla 1922’de de bu sayının 34.000’e indiğini söyler. Aralarında müzik alanında ünlü olmuş sanatçılar da vardır. Bu müzisyenler içinde müzik tarihimize ilk caz grubu olarak geçecek olan Ronald’s grubun piyanisti Kolya Yekovlef de vardır. Bu göç, İstanbul’un eğlence hayatına yenilikler getirir. İlk Bar “Pöti Şan" Tepebaşı’nda Lehman adlı Yahudi bir Rus tarafından açılır. Buralarda 4 yılını geçirecek olan işgal kuvvetleri askerleriyle birlikte, onlar da İstanbul’un eğlence ve sosyal hayatı içersinde yerlerini alırlar. Gelen Ruslar arasında morfin ve kokain gibi keyfi alışkanlıklara sahip olanlar, gündelik yaşama “narkotik” açıdan da yenilikler katar. Kurtuluş savaşından çıkan bu liman şehri İstanbul, New Orleans’ı, Pera da Storyville’i andırmaktadır. İstanbul’da ortam caza müsaittir.

  • “ZENCİ VELVELESİ” PERA’DA

    Başlangıç Leon Avigdor adlı İstanbul’lu ermeni bir keman sanatçısıyla gerçekleşir. Avigdor, Paris’e giden bir arkadaşından, orada caz adı verilen yeni bir akımın yükselmekte olduğunu haber alır. Gelişmeleri gözlemlemek üzere Fransa’ya gider. Seyahat dönüşünde yanında bir de alto saksofon vardır. Bu enstrümanı da kısa sürede çalmaya başlayan sanatçı, yanına Rus göçmenler arasında gelen piyanist Kolye Yakovlef’i alır. Aralarına bir davulcu ve bir banjocunun da eklenmesiyle ilk caz “quarted”imiz kurulur. Mütarekeyle gelen kalabalığa Pera gecelerinde “Avrupai” bir müzik sunacak olan bu grup Ronald’s adını alır. Başta tangolar olmak üzere, günün popüler dans müziklerini de çalan Ronald’s, Union Française ve ABD elçiliklerinde konserlere çıkar. Katıldıkları etkinliklerden birisinin de Çanakkale’de yaralanan, Fransız askerleri yararına verilen bir konser olduğu da edinilen bilgiler arasında. 30’lu yıllarda yine İstanbul’da İngilizler tarafından kurulmuş olan “Rowdies” adlı bir gruba katıldığı ve burada keman çalarak günün popüler dans müziklerini icra ettiğini öğreniyoruz. Avigdor bir gün bir baloda sahnedeyken, çalıştığı elektrik şirketinin müdürü tarafından fark edilmiş ve yaptığı işin bulunduğu görevle bağdaşmayacağı uyarısıyla 1933’de müziği bırakmıştır.

  • ZİLLİ TEVFİK İZ – CAZ’A KARŞI

    1928’de Galatasaray Lisesi’nde izci öğrenciler tarafından, kurulan “İz – Caz” ilk yerli okul caz orkestrasıdır. Böylelikle dönemin dans ve popüler müziklerini çalan, Amatör de olsa ilk batı müziği orkestramız ortaya çıkar. Bu grubun kadrosunda; Vedat Üngör (İstiklal Marşının bestecisi Zeki Üngör’ün oğlu), Mehmet Sadık Hitay, Müfit Hasan ve Semih Argeşo: Keman, gibi isimler yer almaktadır. İz – Caz’ın kurucularından Mehmet Sadık Hitay, 1944’de BBC Radyosu’nun Türkçe servisinde caz programları yapacak ve 1959’da Türkiye’nin ilk popüler müzik dergilerinden “Caz Ekspres”in de yazı işleri müdürü olacaktır. (M. S. Hitay, bu derginin ilk sayısında yer alan editoryal yazısında, grubun kuruluş tarihini 1929 olarak belirtir ve ilk kuruldukları günlerde 5 – 6 kişiden oluştuğunu yazar). Yine bu gruptan Semih Argeşo, klasik müzik alanında uzun yıllar çalışmalarını sürdürecek ve İstanbul Devlet Konservatuarı’nın kurucuları arasında yer alacaktır. 29 Ekim 1928 tarihinde İzcaz, Ankara radyosunda 25 dakika süren bir canlı konser sunar. Grup, Colombia etiketi altında 1932’de bir taş plak çıkartır. Tango tarzında çalışmaların yer aldığı plakta “Yalan” ve “Dünya” adlı enstrümantal çalışmalar yer alır. Grup 1933’de, okula müdür olarak gelen Tevfik “Zilli” Ararat’ın yasaklamaları sonucu dağılır. Müdürün, ”zilli” lakabını alması ise yine bir başka yasağa dayanıyor. Okulda o yıla kadar derslere giriş ve çı-kışlarda zil yerine tambur kullanılırmış. Ancak bu gelenek Tevfik Ararart’la bozulmuş ve tambur yerine zil gelmiş. Bu karar da müdürün sonsuza dek “zilli” lakabıyla anılmasına neden olmuş. Bu tarihten sonra “Colombia Cazı” olarak adlandırılan bir orkestranın da taş plaklarına rastlanır. İz Caz’dan Müfit Hasan yönetiminde kurulan bu orkestranın, İz Caz’ın devamı olduğu söylenmektedir. Galatasaray Lisesi’nin müzik tarihimiz açısından önemi oldukça büyük. Okulun yetiştirmiş olduğu sanatçı sayısı ve müzik tarihimizdeki yerleri, ayrı bir kitap konusu olacak kadar geniş. Az bilinen iddialardan birisi de şöyle; 1920’li yıllarda ortaya çıkan ve günümüze dek özellikle düğünlerin vazgeçilmezi olan “La Cumparsita” tangosu, bu okulun öğrencilerinden olan Mehmet Ali Feridun tarafından yazılmış ve tüm dünyada eserin sahibi olduğu sanılan Matos Rodríguez verilmiştir.

B' DE BÖYLE BAK