CAZ MÜZİĞİ SAN’AT MIDIR, YOKSA MUSİKİ ÇILGINLIĞI MI? (1950 'Hafta' Mecmuasından Bir Yazı)

CAZ MÜZİĞİ SAN’AT MIDIR, YOKSA MUSİKİ ÇILGINLIĞI MI?

Hakikî caz müziği, bizim bildiğimiz modern dans müziği değil, dinlemek için konserlerde çalınan ve ekzeküsyonunda bestekârdan ziyade solistin rol oynadığı bir müziktir ve modern bir ifade vasıtası olması dolayısı ile bir sanat oluşu, şüphe dahi götürmez.

Yazan: Dieter Antritter

Caz müziğinin ortaya çıkmasıyla beraber, münakaşanın başladığı da kimsenin yabancısı olmasa gerektir. Lehte olanlar vardı... Ve daha ziyade aleyhte olanlar hâkimdi. O kadar ki bir müzik memleketi olan Almanya’da, sanatı da vesayet altına almak isteyen Nazi rejimi, 1933 de, caz müziğini, (Soysuz zenci müziği) kaydıyla yasak etmişti.

Caz aleyhtarlarının başlıca hataları, müziğin, zamanla devamlı bir değişme geçirmekte olduğunu görmemezlikten gelmeleridir. Bizzat onların hakikî sanat addettikleri klâsik müzik de mütemadiyen değişmiyor değil midir? Her devrin, her sahada birbirine benzer eserler meydana getirdiği de inkâr edilemez. Hakikî bir caz seven, hiç bir zaman Beethoven ve Mozart’ın müziğini reddedecek değildir. Fakat yalnız bunları sanat addetmek kadar da büyük hata olamaz. Bugün klâsik dediğimiz müziği yaratmış olan sanatkârların yaşadıkları devri geride bırakmış bulunuyoruz. O müzik, bugün bazılarına bir masal gibi gelebilir. Fakat her masal: “Evvel zaman içinde...” diye başlamaz mı? Zaman, sanatkâra şekil verir. Fakat sanatkâr, kendini daha ziyade halkın zevkine uydurmaya kalkışırsa, yaratıcı olmak vasfını kaybeder. Ticarî olur ve o andan itibaren de onun eserinde sanat aramanın manası kalmaz.

Sanat, sanatkârın sübjektif ifade vasıtasıdır. Bu ifade edişin, aynı çağda yaşayanlar tarafından anlaşılıp anlaşılmaması, ekseriya asıl değildir.

Mozart ve Beethoven de kendi devirlerinde pek az kimse tarafından anlaşılmışlar ve nadiren teşvik görmüşlerdi. Meselâ Beethoven, müziğinde dezarmoniler kullandığı için reddedilmişti. Beethoven’in müziğinin modern bestelerle aynı olan mühim bir tarafı da “Senkop” larıdır. Dokuzuncu senfonisinde, ne kadar çok senkop kullanmış olduğu, pek az kişinin gözüne çarpar. Demek ki senkopları, caz müziğinin başlıca hususiyeti saymak, katiyen yanlıştır.

Caz müzisyenleri, aldıkları istikametin sanat olarak tanınması için hararetli bir mücadeleye girişmiş bulunuyorlar. Caz müzisyeninin müziği, kendi seçtiği yoldur ve o, bu yolda eski müzikten kopmak pahasına da olsa serbest yürümek istiyor. Onun müziği, hislerini, neşesini ve saadetini... Fakat aynı zamanda ıstırap ve kederini aksettirmektedir. Caz müziğinde başlıca rol, parçanın bestekârında değil, o parçayı çalan solistin yaptığı em- proviza8yonlardadır. Klâsik müzikle caz müziğinin farkı, bilhassa burada belirir. Klâsik müzik çalanlar, bestekârın stilini ayniyle takip ederler.

Hâlbuki caz müzisyeni, yazılı her notadan sarfınazar eder. Çalmakta olduğu parçanın motifini bilmesi, onun için kâfidir. Bu esas motifi, o andaki ilhamına göre çalar. Solist, bu emprovizasyonu sırasında, yanındaki refakat âletleri tarafından da desteklenir. Binaenaleyh her caz müzisyeni, bir parça çalarken, bir nevi bestekâr olup çıkmaktadır. Fakat bunu yapabilmek, birinci sınıf müzisyenlere hastır. Zira mükemmel bir müzik duygusu ve âlete, tam bir hâkimiyet ister.

Her caz müzisyeni, geniş mikyasta müzikalite denilen has- saya sahip bulunmalıdır. Aksi halde irticai halinde çaldığı bir parça sırasında, refakat enstrümanlarına uyması ve onları kendine uydurması zor kaabildir. Klâsik müzik taraftarlarının kötüledikleri ritim, caz müziğinde sadece dış çerçeve rolünde kalır. Hülâsa olarak, caz müziğinde irticai yanında ana elemanlar melodi, armoni ve ritimdir. Bu hususiyetleri kendisinde toplayabilen bir müzisyeni sanatkâr addetmeğe ve müziğini sanat saymaya mecburuz. Başka çaresi yoktur.

Caz müziğinde emprovizasyon yani irticalin büyük bir rol oynaması, bu müziğin partisyonunu yapmayı da imkânsız kılmaktadır. Binaenaleyh cazı, ancak plâkla tespit edip saklamak kaabil oluyor. Böylece, caz müziğini bir talebe olarak hocalardan öğrenmek de imkânsızlaşıyor ve caz, sadece tabiî kabiliyete bağlı kalıyor.

Caz müziği aleyhinde cereyan uyandırıp bu müziğe kötü not verilmesine sebep olanlar, bizce, hakikî cazla asla alâkası bulunmayan ufak orkestralardır. Bunlar, ellerine aldıkları parçalara hiçbir emprovizasyon sokmak kabiliyetinde olmayan artistlerden vücuda geldikleri için notada yalnız ritmi görür ve ritme kuvvet verirler. Bunları dinleyen halk da çoğu defa hakiki caz müziği dinlememiş kimseler oldukları için caz müziğini, bu sanmaktadırlar. Binaenaleyh caz müziği ile modern dans müziğini birbirine karıştırmamalıyız. Bu iki müziğin birbirine benzeyen yegâne tarafı senkopları, yani notalardaki yazılmamış ölçü kısımlarıdır. Yoksa hakikî caz müziği, nadiren dans müziği olabilir. Çünkü caz müziğiyle dans etmek hemen hiç mümkün değildir. Bugün, hakikî caz müziği, dans salonlarında değil, konser salonlarında dinlenmek için çalınıyor... Bir caz konserine gidecek dinleyici, eğer alışık değilse, ilk önce ses zenginliğinden ürkecektir... Ama cazın, bugünün dünyasının hakikî bir müzikal ifade vasıtası olduğuna inanmışsa, caz müziğini sevmemesine imkân tasavvur edilemez.



Diğerleri


B' DE BÖYLE BAK