TAŞ PLAK ÇAĞI '20-'61 VİNİL PLAK ÇAĞI '62-'80 KASET ÇAĞI '81-'91 CD ÇAĞI '92-'05 İNDİRME ÇAĞI '05-...
  • VAKIT CHARTS – TOP 7

    Günümüzde müzik programı, siteleri ve dergilerinde takip ettiğimiz listelerin ilk olarak Billboard dergisinde 27 Temmuz 1940’da yayınlandığı biliniyor. Oysa bu listeden tam 10 yıl önce, üstelik de ülkemizde yayınlanmış bir plak listesi daha vardır. 1 Mayıs 1930 tarihli Vakit Gazetesinin “Haftalık Vakit” adını taşıyan ekin 14’üncü sayısında, 7 tane taş plağın sıralandığı bir liste yer almaktadır. Bu ilk liste satış ya da çok dinlenme gibi kriterleri taşımıyordu. O günlerde gösterime giren ilk müzikal filmlerin plaklarından oluşuyordu. Listede plakların her iki yüzünde yer alan şarkı, plağı ithal eden şirketlerin adı ve plakların seri numarası yer almaktaydı. Vakit’in eki olan bu dergide o hafta tanıtılan filmlerde duyulmuş şarkılar olmasıydı. Bu ekin içeriğinde, sinema ağılıklı olmak üzere, müzik, tiyatro, edebiyat, ve magazinle ilgili konular yer alırken “Freud ile psikanaliz” gibi makaleler de yer almaktaydı. Bu derginin çoğu sayıların görsel tasarımları İhap Hulusi imzası taşımaktaydı.

  • MEDYANIN GÜCÜ

    1934’ün Eylül ayında, “Müzik ve Sanat Hareketleri” adlı dergi yayın hayatına başlamış. Dergi, o dönemin en etkin müzik yayını olmuş. Radyolar ve müziğimizin batılılaşma konusundaki sert eleştirileri, iki ay içersinde etkisini göstermiş. Mustafa Kemal’in 1 Ekim 1934’te mecliste müzik hakkında yapacağı tarihi konuşma, bu dergide yer alan yazılar sonrasında gerçekleşmiştir. Dergi daha ilk sayıda, “yığın (kitle) terbiyesinde radyo”nun nasıl olması gerektiği konusunda kendini bir otorite olarak sunmuş. Derginin sahibi ve başyazarı Ercüment Behzat (Lav), dönemin ileri gelen bir entelektüeli. Darülbedayi’de oyuncu, Berlin’de müzik eğitimi görmüş, politikasını eleştirdiği radyoda daha önce spikerlik de yapmıştır. Caz müziğini bir “mikrop” olarak gören Ercümant Behazat Lav, bu konuda hayli tutucu davranırken, geliş-mekte olan Türk sinemasında da şöyle bir ilki gerçekleştirmiş; 1932’de Muhsin Ertuğrul’un yönettiği “Bir Millet Uyanıyor” adlı filmde, yine dönemin sanatçısı Emel Rıza ile öpüşmesi, sinema tarihimize geçen ilklerden birisi.

  • NEW ORLEANS’DA BİR İSTANBULLU

    Yine bir başka Ermeni asıllı müzisyenin cazın doğumuna tanıklık ettiği, hatta yaygınlaşmasında payı olduğunu görüyoruz; Gregor Kelekyan. O da Leon Avigdor gibi gençliğinde müziğe kemanla başlamış bir sanatçı. Gregor Kelekyan’ın hikayesi de şöyle; Gregor, 1800’lerin sonunda İstanbul’da doğuyor. Babası dönemin gazetelerinden Sabah’ın başyazarı Diran Kelekyan, 1908 – 1915 yılları arasında Mülkiye’de öğretmenlik de yapmış olan bir aydın. 1’inci dünya savaşı günleri sırasında Diran, oğlu Gregor’u Paris’e gönderiyor. 1915’de yaşanan olaylar sırasında da Diran Kelekyan, Kars’a sürgüne gönderiliyor ve orada öldürülüyor. Gregor, 1918’de Paris’te müzik ve dansla ilgilenmeye başlayıp eğlence dünyasına katılmış. Çeşitli sirk ve gazinolarda dans edip, orkestralar yönetmiş. Paris’te kurduğu bir orkestrayla Nice ve Cannes’dan sonra Zürih, Roma ve İskenderiye’ye gitmiş. Gregor’un yolculukları daha da uzaklara, Rio de Jenario ve New Orleans’a kadar uzanmış. Bu yolculuklar nedeniyle, New Orlenas’lı Fransızlarla anavatandaki Fransızlar arasındaki müzik köprülerinden birisinin de, Gregor Kelekyan olduğu görülüyor. Gregor Kelekyan’ın, New Orleans’ın yetiştirdiği en büyük sanatçılardan birisi olan Louis Armstrong’la yakın dostluğunun bu nedenle başlamış olması muhtemel. Bu müzik seyyahı, 1937 yılında İstanbul’una geri dönmüş ve burada “Gregor Jazz” topluluğunu kurmuş. İlhan Mimaroğlu “Caz tarihi” kitabında, Gregor’un caza karşı hevesli olduğunu, ancak bir dans orkestrası kurmaktan ileri gidemediğini belirtiyor. Ülkemizde popüler müziğin öncü isimlerinden olan İlham Gencer de, 1944’te Gregor’un kurduğu 8 kişilik bir kadroda yer alarak profesyonel müzik serüvenine başlamış. 1950’lerin ortalarına gelmeden, Gregor Kelekyan Beyrut’ta otel işletmeciliği yapmış ve 1971’de hayata veda etmiştir.

  • DÜNYAYA BEDEL TÜRKLER

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda büyük yararlılıklar sağlamış ve Atatürk tarafından ABD büyük elçisi olarak görevlendirilmiş Münir Ertegün’ün cenazesi ölümünün ikinci yılında, 1946’da ABD’nin ünlü savaş gemisi Missouri’yle İstanbul’a getirilir. ABD’nin bu jesti o dönem “Marshall Yardımı” adı altında gelen destekler ve Türkiye’ye konser vermeye gelecek olan caz yıldızlarıyla sürecektir. Gelişmeler, popüler batı müziğimizde yeni bir sayfa açar. O güne dek Almanya, İtalya ve Fransa başta olmak üzere, Avrupa’nın etkin olduğu müzik dünyamızda artık ABD de etkin olmaya başlar. Münir Ertegün’ün cenazesi İstanbul’a defnettikten bir yıl sonra 1947’de oğulları Ahmet Ertegün ve kardeşi Nesuhi Ertegün, kısa sürede dünya müzik sektörünün devi haline gelecek olan Atlantic Records’u kurar. Ertegünler, Franklin Roosevelt’in ailesine yakınlıklarıyla tanınmış ve ırk ayrımının yaygın olduğu günlerde siyahi ırktan müzisyenlerle dostluklar kurmuştur. Vaşington’daki konaklarında daha sonra dünyaca ün kazanacak caz müzisyenleriyle partiler verirler. 1963 yılında ABD’nin ünlü ve aranan aranjörleri arasına giren Arif Mardin de Atlantic ekibine dahil olur. Belki Türkiye’den dünya popüler müzik sahnesini sallayan bir yıldız günümüze dek hiç çıkmamıştır ama bu dünyanın müzik sektörüne yön verenler çıkmıştır. Rolling Stones, Ray Charles ve Led Zeppelin, Atlantic Records’la birlikte müzik tarihine adı yazılanlardan sadece bir kaçıdır.

B' DE BÖYLE BAK