TAŞ PLAK ÇAĞI '20-'61 VİNİL PLAK ÇAĞI '62-'80 KASET ÇAĞI '81-'91 CD ÇAĞI '92-'05 İNDİRME ÇAĞI '05-...
  • ROCK’N ROLL KAPIDA

    “Dünyanın ilk Rock’n Roll şarkısı budur” demek mümkün değil. Ancak dünya çapında gördüğü ilgi açısından “Rock Around The Clock” şarkısı ve kaydedildiği 12 Nisan 1954 bir milat sayılır. Bill Haley ve Comets’in seslendirdiği bu şarkı, 1955’de “Blackboard Jungle” adlı bir filmin de etkisiyle, ABD’den başlayarak tüm dünyaya yayılır. Şarkının 1956 yazında Büyükada’da Yekta Kulüp’te çalınması ve bir kızın yalınayak dans etmesi gazetelere haber olur. “Black Board Jungle” adlı filmin elde ettiği başarıda önemli payı olan “Rock Around The Clock”, 1956’da kendi adını taşıyan bir film olarak çekilir. Bu kez Bill Halley ve Comet’leri filmin bazı sahnelerinde çalıp söylerken görünür. Bill Haley’in ardından çağdaşları olan Chuck Berry, Little Richard, Jery Lee Lewis ve Elvis Presley gibi isimler de, rock’n roll’un öncüleri arasına katılır. 1956 yılında İstanbul’da Elvis Presley ve Bill Haley’in plakları gramofonlarda dönerken, ABD’den gelen deniz subayları, Spor ve Sergi Sarayı’nda partiler düzenler. Gelişmeleri ve dünyadaki sahne akımlarını yakından takip eden İsmet Sıral, orkestrasının repertuarına rock’n roll şarkılarını da ekler. İsmet Sıral bunu yaparken şov ve görsellik açısından da dünyaya yayılan bu akımı sahnelerimize taşır.

  • ROCK’N ROLL’UN KİTABINI YAZDIK!

    Rock’n roll kapımıza dayandığı sırada gelişmeleri endişeyle izleyenler de vardır. Edebiyat dünyamızda “Hayalet Oğuz” olarak da bilinen Oğuz Alplaçin, 1956’nın sonlarına doğru “Dünya Sarsılıyor – Rock’n Roll” adlı bir kitabı yayına hazırlar. Bu kitap, ülkemizde rock müzik üzerine yazılmış ilk yayın olduğu kadar, dünya üzerinde de bu konuda çıkan ilk incelemelerden birisi. Zira o tarihte, bu müzik üzerine yayınlanmış müzik magazin ve gazetelerde yayınlanan makaleler dışında her hangi inceleme kitabına rastlanmıyor. Yazar, Blackboard Jungle filminin yol açtığı “yıkım”ı ve İstanbul’da başlayan rock’n roll partilerini takibe almış ve Vecdi Benderli adlı bir başka yazarın da Elvis Presley üzerine bir makalesini ekleyerek bu kitabı ortaya koymuş. (Vecdi Benderli, bu kitabın yayınından tam 10 yıl sonra, Erkut Taçkın’ın da rol alacağı “Ömre Bedel Kız” adlı filmin prodüksiyon amiri olacaktır). Dönemin genç kuşak yazar ve edebiyatçıları olan Orhan Duru, Ahmet Oktay, Ferid Edgü, ve Demir Özlü gibi isimler, rock’n roll müziği ve dansı üzerine görüşlerini bu kitapta belirtmiş. Bu görüşlerden bazıları şöyle; Orhan Duru: Rock’n roll adi, cayırtılı, şehvi bir müzik. Ahmet Oktay: Rock’n roll müziğini, dansını bir orijinalite merakına bağlamak yanlış gibi geliyor. Rock’n roll’un böylesi çabuk yayılışında belirli değer yargılarından bıkan gençliğin, kendi yaşama çabasının rolü olduğunu düşünüyorum. Ferid Edgü: Ne yapacağını bilemeyen çağımız gençliğinin, çoğunluğun beğenisine başkaldırmalarının bir alandaki sonucu. Demir Özlü: Rock’n roll müziğini çok seviyorum. Bu dansı yapamadığım için üzgünüm. Bütün bu şarkıcıların seslerinde insanı bir yanından yakalayan bir üzüntü bir yıkılmışlık veya hayata, yaşamaya karşı bir aşk, bir istek var. Zaten bu üzüntü, bu yıkılmışlık da yaşamaya karşı duyulan bir aşktan değil mi?

  • GENÇLER DEJENERE OLMASIN

    8 Ocak 1957 tarihinde gazete manşetlerinden, Striptiz ve Rock’n Roll dansının yasaklanmak istediği yansır. Bu haberden kısa bir süre önce yayınlanmış olan “Dünya Sarsılıyor, Rock’n Roll” adlı kitapta, Türk gençliğinin bu müzik ve beraberinde yaygınlaşan dansından nasıl olumsuz bir biçimde etkilenebileceği anlatılmıştı. Milli Türk Talebe birliği hemen harekete geçer ve o günlerde yaygınlaşmakta olan bu iki dansın yasaklanması için ilgilileri harekete geçirir. Kuruluşunda ilerici bir bakışı olan kurum, daha sonraki yıllarda ağırlığı gittikçe artan muhafazakar bir çizgi izlemiştir. Rock severlerin MTTB tavrıyla karşı karşıya gelmeleri, yıllar sonra bir kez daha sıcak bir biçimde gerçekleşecekti. Öğrencilik yılları içinde MTTB çatısı altında bulunan Recep Tayyip Erdoğan 2009 yılında başbakandır. 18 Temmuz 2009 tarihinde Maçka Parkında gerçekleşen Unirock Festivali sırasında kendisine heavy metal selamı veren gençleri karakola gönderir ve şu açıklamayı yapar; “…Giderken maalesef gençliğimizin bir bölümünün halini gördük. Üzüntü vericiydi. Böyle sınırsız kontrolsüz bir ahlaki erozyonun olduğu yapılanma bizi dertlendiriyor” Yasaklanmak istenen striptiz, sahneye dans ederek gelen bir kadının, sahnede çıplak kalana dek soyunarak gerçekleştirdiği bir gösteridir. Bu dans sırasında arkada çalan bir caz parçası, kadının yavaş yavaş soyunmasına eşlik etmektedir. Cazın içinden çıkıp gelen “Rock’n Roll” dansı da yine tutucu kesimin tepkisini çekecek kadar sıra dışıdır. Bu dans sırasında erkek ve kadın, çeşitli sevişme pozisyonlarını andıran figürleri, koreografik olarak sergilemektedir. Üstelik bu figürler, dönemin bir diğer dansı tangoya göre daha dolaysız ve daha serttir.

  • ŞEHRE GELEN FİLM

    14 Ocak 1957 gecesi Rock tarihimizde önemli bir sayfa açılmış. ABD’de 1956’da gösterime girdiği sinema salonlarınıda yıkıma neden olan “Rock Around The Clock” adlı film, Beyoğlu Atlas Sineması’nda İstanbullu izleyicilere sunulmuş. Bu konuda istihbarata sahip olan polisimiz, film gösterimi sırasında salonda önlemler almış. Bu matinede, Milliyet gazetesinin genç muhabiri Halit Kıvanç da oradaymış. 7 Mart 1957’de film Ankara’da gösterime girmiş. Bu kez izleyici, polisin salonda aldığı önlemler nedeniyle filmi daha sakin bir biçimde izlemiş. Ancak filmin bitimesiyle Sıhhiye’deki Lozan Parkı’nın ışıkları altına koşan yüzlerce genç, alkışlarla tempo tutarak dans etmeye baş-lamış. Çevre sakinlerinin şikayetleri üzerine gelen polisler, bu kez kalabalığı sakinleştirmek için coplara davranmak zorunda kalmış. Bu buluşma, günümüzün öncü rock müzisyenlerinin 15 – 20 yaşlarında olduğu günlerde gerçekleşmiş. Film, 1955’de çekilen Blackboard Jungle’ın başarısı üzerine çekilmiş ve yine ABD ve Avrupa’da gösterime girdiği sinemalarda olaylar çıkmasına neden olmuş. Ancak bu film ve Elvis Presley’in ilk dönem filmleri uzun bir süre ülkemizde gösterime giremiyor. Bunun nedeni de, 50’li yıllardaki garip bir uygulama. O günlerde ABD dışişleri bakanlığı ülkemizde hangi Hollywood yapımı filmlerin gösterilip gösterilmeyeceği konusunda söz sahibi. Çünkü gelen filmlerin bedeli ülkemizce Hollywood’a direk ödenemediğinden bu bedel önce “Amerikan Kültür Yardımı Fonu” tarafından ödeniyor. ABD dış işleri bakanlığı da bu aşamada onayından geçmeyen filmleri Türk izleyicisiyle buluşturmuyor.

B' DE BÖYLE BAK